Telefonu bıraktıktan kısa süre sonra yeniden ekrana bakma isteği yalnızca alışkanlıktan kaynaklanmayabilir. Klinik Psikolog Ayşe Sena Sarıdoğan Öztürk, ödül beklentisi, merak ve dikkat mekanizmalarının bu davranışı güçlendirebildiğini, telefondan uzak kalınca belirgin huzursuzluk yaşanmasının ise problemli kullanıma işaret edebileceğini söyledi.
Telefonu masaya bırakıyorsunuz. Aradan yalnızca birkaç dakika geçiyor ve farkında olmadan yeniden elinize alıyorsunuz.
Yeni bir mesaj gelmemiş olabilir. Bildirim de yoktur. Buna rağmen “Acaba bir şey oldu mu?” düşüncesi sizi tekrar ekrana yöneltebilir.
İstinye Üniversitesi Medical Park Gaziosmanpaşa’dan Klinik Psikolog Ayşe Sena Sarıdoğan Öztürk’e göre bu davranışın arkasında öğrenilmiş ödül döngüsü, merak, dopamin sistemi ve dikkat mekanizmalarının birlikte çalışması bulunabiliyor.
Özellikle sosyal medya uygulamalarında neyle karşılaşacağımızı önceden bilmememiz, telefonu tekrar tekrar kontrol etme isteğini artırabiliyor.
TELEFONU NEDEN SÜREKLİ KONTROL EDİYORUZ?
Sosyal medya uygulamaları kullanıcıya her girişte aynı sonucu sunmuyor.
Bazen yeni bir mesaj, ilgi çekici bir haber, video veya beğeniyle karşılaşıyoruz. Bazen ise yeni hiçbir şey görmüyoruz.
Öztürk, bu belirsizliğin telefonu kontrol etme davranışını besleyebildiğini belirtiyor.
Kişinin her kontrolünde hoşuna gidecek bir şeyle karşılaşma ihtimali, davranışın zamanla tekrarlanmasına ve otomatik hale gelmesine yol açabiliyor.
“BİR ŞEY OLDU MU?” MERAKI DAVRANIŞI TEKRARLATIYOR
Telefonu tekrar kontrol etmenin tek nedeni bildirimler değil.
Öztürk’e göre “Acaba bir şey oldu mu?” düşüncesi de önemli bir tetikleyici.
Kullanıcı telefonu eline aldığında yeni bir mesaj, haber veya sosyal medya etkileşimiyle karşılaşabileceğini düşünüyor.
Bu beklenti gerçekleşmese bile telefon kontrolü zaman içinde alışkanlığa dönüşebiliyor.
NE ZAMAN PROBLEMLİ KULLANIMA DÖNÜŞÜYOR?
Telefonu gün içinde sık kullanmak tek başına problem olduğu anlamına gelmiyor.
Ancak kullanım üzerindeki kontrol azalmaya başladığında bazı işaretler ortaya çıkabiliyor.
Öztürk, ortada gerçek bir ihtiyaç yokken telefonu otomatik biçimde kontrol etmeyi bu işaretlerden biri olarak gösteriyor.
Kısa süre bakmak için açılan telefonun uzun süre elde kalması da dikkat edilmesi gereken bir başka durum.
TELEFONDAN UZAK KALINCA HUZURSUZ OLMAK ÖNEMLİ BİR İŞARET
Telefon yanınızda olmadığında kendinizi huzursuz hissediyor musunuz?
Öztürk’e göre hafif sıkılma veya bir şeyleri kaçırıyormuş hissine kapılmak zaman zaman görülebilir.
Ancak telefonu kontrol etmeden rahatlayamamak veya cihaz yanınızda olmadığında belirgin huzursuzluk yaşamak problemli kullanım açısından dikkat çekici olabilir.
Sık telefon kullanımında beynin sürekli uyaranlara alıştığını belirten Öztürk, telefon bırakıldığında bu uyaranların azalmasıyla “Bir şey kaçırıyorum” hissinin ortaya çıkabildiğini söylüyor.
“BİR DAKİKA BAKACAĞIM” DERKEN ZAMAN GEÇEBİLİYOR
Telefon kullanımında en sık karşılaşılan durumlardan biri de planlanan süre ile gerçek kullanım süresi arasındaki fark.
Bir e-postayı kontrol etmek ya da gelen mesaja cevap vermek için telefonu elinize alabilirsiniz.
Ancak birkaç dakika sonra kendinizi sosyal medyada gezinirken veya farklı içerikleri izlerken bulabilirsiniz.
Öztürk, başlangıçta kısa olması planlanan kullanımın sürekli olarak uzamasının davranış üzerindeki kontrolün azaldığına işaret edebileceğini belirtiyor.
Ödül mekanizmasının etkisiyle bu süreç zaman içerisinde daha otomatik hale gelebiliyor.
SIK TELEFON KONTROLÜ DİKKATİ NASIL ETKİLİYOR?
Telefonu sürekli kontrol etmek yalnızca geçirilen zamanı artırmıyor.
Dikkatin sık sık bölünmesine de yol açabiliyor.
Öztürk, etkilerin kişiden kişiye değişebildiğini ancak özellikle yoğun zihinsel çaba gerektiren işlerde sık telefon kontrolünün performansı olumsuz etkileyebileceğini ifade ediyor.
Daha fazla hata yapmak, bir işi tamamlamanın uzun sürmesi veya yapılan işe tekrar tekrar ara vermek bunlardan bazıları.
İŞE BAŞLAMAK BİLE ZORLAŞABİLİYOR
Sık telefon kontrolü yalnızca devam eden işleri bölmüyor.
Öztürk’e göre işe başlamayı zorlaştırma, unutkanlık hissi ve yapılan işleri sık sık yarım bırakma gibi etkiler de görülebiliyor.
Telefon her kontrol edildiğinde dikkat farklı bir içeriğe yöneldiği için kişinin yeniden yaptığı işe dönmesi gerekebiliyor.
Bu durum gün içerisinde çok sayıda tekrarlandığında odaklanmayı zorlaştırabiliyor.
GECE TELEFON KULLANIMI UYKU DÜZENİNİ ETKİLEYEBİLİR
Telefon kullanımının dikkat edilmesi gereken alanlarından biri de yatma öncesi dönem.
Yatağa girdikten sonra sosyal medyada gezinmek veya video izlemek uyku saatinin sürekli ertelenmesine neden olabiliyor.
Öztürk, ekranlardan gelen özellikle mavi ağırlıklı ışığın melatonin artışını ve vücudun uykuya hazırlanma sürecini olumsuz etkileyebileceğini belirtiyor.
Beyin bu ışığı gündüz sinyali olarak algılayabiliyor.
Bunun sonucunda uykuya geçiş zorlaşabiliyor ve uyku hijyeni bozulabiliyor.
UYUMAK YERİNE TELEFONDA KALIYORSANIZ DİKKAT
Telefonla vakit geçirmek için uyku saatinin sürekli ertelenmesi, Öztürk’ün problemli kullanım açısından dikkat çektiği davranışlardan biri.
Kişi başlangıçta birkaç dakika telefon kullanmayı planlasa bile kullanım süresi uzayabiliyor.
Bu durum tekrarlandığında uyku düzeni, ertesi günkü dikkat düzeyi ve günlük performans da etkilenebiliyor.
ÇOCUKLARDA TELEFON KULLANIMI NASIL SINIRLANDIRILMALI?
Telefon kullanımı yalnızca yetişkinler için değil, çocuklu aileler açısından da önemli bir konu.
Öztürk, ebeveynlerin çocuklara telefon kullanım sınırı koyarken ani ve açıklamasız yasaklardan kaçınması gerektiğini söylüyor.
Çocuğun neden telefon kullanamayacağını anlamaması durumunda konunun bir güç mücadelesine dönüşebileceğini belirtiyor.
TELEFONU ÖDÜL HALİNE GETİRMEK TERS ETKİ YARATABİLİR
Ebeveynlerin sık yaptığı uygulamalardan biri de ödevini veya yemeğini bitiren çocuğa telefon vermek.
Ancak Öztürk, telefonu sürekli ödül olarak sunmanın cihazı çocuk açısından daha değerli ve cazip hale getirebileceğine dikkat çekiyor.
Bu nedenle telefon kullanımının yalnızca ödül-ceza sistemi üzerinden yönetilmemesi gerektiğini ifade ediyor.
EBEVEYNLER DE TELEFONU BIRAKMALI
Çocuğa telefonunu bırakmasını söylemek her zaman yeterli olmayabiliyor.
Öztürk’e göre ebeveynlerin kendi davranışlarıyla da örnek olması gerekiyor.
Çocuğa “Telefonu bırak” denildiği sırada anne veya babanın kendi telefonunu kullanmaya devam etmesi, konulan sınırın etkisini azaltabiliyor.
Bu nedenle aile içinde ortak ekran kuralları oluşturulması daha tutarlı bir yaklaşım sağlayabiliyor.
SÜRENİN BİTECEĞİNİ ÖNCEDEN HABER VERMEK İŞE YARAYABİLİR
Çocuklarda telefon süresini bir anda sonlandırmak tepkiye neden olabiliyor.
Öztürk, kullanım süresinin bitmesine birkaç dakika kala çocuğa haber verilmesinin geçişi kolaylaştırabileceğini belirtiyor.
Örneğin “Beş dakika sonra telefonu bırakacağız” şeklindeki bir uyarı, çocuğun kendisini hazırlamasına yardımcı olabiliyor.
Konulan sınırın ağlama veya tepki sonrasında değiştirilmemesi de tutarlılık açısından önem taşıyor.
ASIL SORU: TELEFONU SİZ Mİ KONTROL EDİYORSUNUZ?
Telefon kullanımında yalnızca günlük ekran süresine bakmak her zaman yeterli olmayabilir.
Asıl dikkat edilmesi gereken nokta, kişinin kullanım davranışını ne kadar kontrol edebildiği.
Telefonu ihtiyaç olmadığı halde sürekli kontrol etmek, bırakınca huzursuz olmak, birkaç dakikalık kullanımın uzun sürelere dönüşmesi ve telefon nedeniyle uyku düzeninin bozulması önemli işaretler arasında yer alıyor.
Telefon kullanımının iş, okul, uyku veya sosyal yaşamı etkilemeye başlaması halinde davranışın yeniden değerlendirilmesi önem taşıyor.

