Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Süresiz nafaka kaldırıldı mı? AYM kararının ne anlama geldiği açıklandı

AYM’nin kararı yoksulluk nafakasını kaldırmadı; “süresiz olarak” ifadesinin iptal edilmesiyle gözler nafaka süresini belirleyecek yeni yasal düzenlemeye çevrildi.

AYM’nin kararı yoksulluk nafakasını kaldırmadı; “süresiz olarak” ifadesinin iptal edilmesiyle

Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu’nda yoksulluk nafakasının “süresiz olarak” istenebilmesine imkan veren ifadeyi iptal etti. Prof. Dr. M. Turgut Öz, kararın yoksulluk nafakasını ortadan kaldırmadığını, yeni düzenlemede tarafların ekonomik ve sosyal koşullarını dikkate alan açık ölçütlere ihtiyaç bulunduğunu belirtti.

Anayasa Mahkemesi’nin yoksulluk nafakasına ilişkin verdiği iptal kararı, boşanma sonrası nafaka uygulamasının geleceğine yönelik yeni bir tartışma başlattı.

AYM, Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “süresiz olarak” ibaresini Anayasa’ya aykırı bularak iptal etti. Karar 4 Haziran 2026’da verildi, 30 Eylül’de kamuoyuna duyuruldu. İptal hükmü, Resmî Gazete’de yayımlanmasından 9 ay sonra yürürlüğe girecek.

İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi Özel Hukuk Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Turgut Öz ise kararın, kamuoyunda “yoksulluk nafakası tamamen kaldırıldı” şeklinde yorumlanmaması gerektiğini söyledi.

Öz’e göre iptal edilen husus, nafakanın kendisi değil, kanundaki “süresiz olarak” ifadesi.

YOKSULLUK NAFAKASI ORTADAN KALKMADI

Prof. Dr. Öz, Anayasa Mahkemesi kararının yoksulluk nafakasını hukuk sisteminden çıkarmadığını vurguladı.

Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek tarafın kusuru daha ağır olmamak şartıyla diğer taraftan mali gücü oranında nafaka talep edebilmesi düzenleniyor.

AYM’nin iptal kararı ise bu hüküm içerisindeki yalnızca “süresiz olarak” ifadesine yönelik.

Dolayısıyla karar yürürlüğe girdikten sonra da yoksulluk nafakası talep edilebilmesine ilişkin hukuki kurum varlığını sürdürecek. Değişecek temel konu, nafakanın süresinin nasıl belirleneceğine ilişkin hukuki çerçeve olacak.

UZUN SÜRELİ NAFAKA İMKANI DEVAM EDEBİLİR

Prof. Dr. Öz, kararın bundan sonra hiçbir şekilde uzun süreli veya yaşam boyu nafaka verilemeyeceği şeklinde yorumlanmasının da doğru olmadığını belirtti.

Anayasa Mahkemesi’nin gerekçesinde de bazı durumlarda nafakanın süresinin uzatılabileceği, hatta gerekli koşulların bulunması halinde yaşam boyu nafakaya hükmedilmesine imkan tanınabileceği ifade edildi.

AYM’ye göre asıl sorun, mevcut düzenlemede herhangi bir objektif ölçüt belirlenmeden nafakanın kategorik biçimde süresiz talep edilebilmesi.

Mahkeme, hakime nafakanın süresini somut olayın koşullarına göre belirleyebileceği açık ve öngörülebilir bir çerçeve oluşturulması gerektiğine dikkat çekti.

EVLİLİK SÜRESİ TEK BAŞINA YETERLİ OLMAYABİLİR

Prof. Dr. Öz’e göre hazırlanacak yeni düzenleme, yalnızca evliliğin kaç yıl sürdüğünü esas alan matematiksel bir sisteme dönüştürülmemeli.

Evlilik süresi başlangıç ölçütlerinden biri olabilir ancak her boşanma dosyasının ekonomik ve sosyal koşullarının farklılık gösterebileceğine dikkat çekiliyor.

Öz, değerlendirme yapılırken tarafların yaşı, sağlık durumu, ekonomik koşulları ve yeniden çalışma hayatına katılabilme imkanlarının da dikkate alınması gerektiğini söyledi.

Özellikle çocukların bakımı nedeniyle uzun süre çalışma hayatından uzak kalan eşlerin durumunun ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

AYM DE OBJEKTİF KRİTERLERE İŞARET ETTİ

Anayasa Mahkemesi’nin karar gerekçesi de bu yaklaşımı destekleyen ölçütler içeriyor.

Mahkeme, nafaka süresi belirlenirken evliliğin süresi, nafaka alacaklısının yaşı, eğitim durumu, sağlık koşulları, ekonomik ihtiyaçlarını kendi imkanlarıyla karşılayabilme kapasitesi gibi unsurların dikkate alınabileceğini belirtti.

AYM’ye göre kanun koyucunun hem nafaka alacaklısının korunmasını hem de nafaka yükümlüsünün temel haklarını birlikte gözeten dengeli bir sistem oluşturması gerekiyor.

Mahkeme, herhangi bir kriter olmaksızın süresiz ödeme yükümlülüğünün nafaka borçlusu açısından ağır bir külfete dönüşebileceği değerlendirmesinde bulundu.

2012’DE AYNI İBARE İPTAL EDİLMEMİŞTİ

Yoksulluk nafakasındaki “süresiz olarak” ifadesi daha önce de Anayasa Mahkemesi’nin önüne gelmişti.

AYM, 17 Mayıs 2012 tarihli kararında söz konusu ibarenin iptal edilmesi talebini reddetmişti.

O dönem Mahkeme, “süresiz” ifadesinin nafakanın her durumda kişinin yaşamı boyunca ödeneceği anlamına gelmediğine dikkat çekmişti.

Prof. Dr. Öz de 2026 kararının, nafaka alacaklısının korunmasının yanında nafaka yükümlüsünün temel haklarının da daha belirgin şekilde gözetildiği yeni bir yaklaşımı ortaya koyduğunu değerlendirdi.

ALMANYA VE İSVİÇRE ÖRNEĞİNE DİKKAT ÇEKTİ

Prof. Dr. Öz, yeni yasal düzenleme hazırlanırken farklı ülkelerdeki uygulamaların da değerlendirilebileceğini ifade etti.

Almanya ve İsviçre’de yalnızca evliliğin ne kadar sürdüğüne bakılmadığını belirten Öz, evlilik içerisindeki iş bölümü, çocuk ve bakım sorumlulukları ile evliliğin taraflardan biri açısından yarattığı ekonomik dezavantajların da değerlendirmeye dahil edildiğini aktardı.

Türk hukukunda da benzer şekilde açık ve öngörülebilir kriterlerin belirlenebileceğini söyledi.

Hakime, somut olayın özelliklerine göre standart süreden daha kısa veya daha uzun nafakaya karar verebilme imkanı tanınmasının daha dengeli bir sistem oluşturabileceğini ifade etti.

MEVCUT NAFAKALARIN DURUMU DA DÜZENLENMELİ

Kararın en önemli sonuçlarından biri de halen devam eden nafaka ödemelerinin durumunun ne olacağı sorusu.

Prof. Dr. Öz, hazırlanacak yeni düzenlemede geçiş hükümlerine mutlaka yer verilmesi gerektiğini belirtti.

Öz’e göre geçmişte ödenmiş nafakalara dokunulmaması, bugüne kadar ödenen nafaka süresinin yeni sistemde nasıl dikkate alınacağının belirlenmesi ve mevcut nafaka kararlarına hangi kuralların uygulanacağının açık şekilde düzenlenmesi gerekiyor.

Bu konuların belirsiz bırakılması halinde hem nafaka alacaklıları hem de nafaka yükümlüleri açısından yeni hukuki uyuşmazlıkların ortaya çıkabileceğini ifade etti.

YENİ DÜZENLEME İÇİN 9 AYLIK SÜRE VAR

AYM, iptal kararının hemen yürürlüğe girmesine karar vermedi.

Mahkeme, hükmün Resmî Gazete’de yayımlanmasından 9 ay sonra yürürlüğe girmesini öngördü. Bu süre, kanun koyucuya yeni hukuki düzenleme hazırlama imkanı tanıyor.

Prof. Dr. Öz de bu dönemin kapsamlı bir geçiş sistemi oluşturulması için değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Öz, daha önce kadının soyadına ilişkin hükmün iptal edilmesinin ardından yaşanan düzenleme eksikliğini hatırlatarak yoksulluk nafakası konusunda benzer bir hukuki boşluk oluşmaması gerektiğine dikkat çekti.

GÖZLER YENİ YASAL DÜZENLEMEDE

AYM’nin kararıyla yoksulluk nafakası tamamen kaldırılmış değil. Ancak “süresiz olarak” ibaresinin iptaliyle birlikte nafakanın süresinin hangi kriterlere göre belirleneceği konusunda yeni bir yasal çerçeve hazırlanması gerekiyor.

Mahkemenin gerekçesi, evlilik süresi, yaş, sağlık durumu, eğitim, ekonomik bağımsızlık kazanma kapasitesi ve somut olayın diğer koşullarının dikkate alınabileceği bir sistemin önünü açıyor.

Yeni düzenlemenin nasıl şekilleneceği kadar mevcut nafaka kararlarına uygulanacak geçiş hükümleri de önem taşıyor.

Önümüzdeki 9 aylık dönemde yapılacak yasal düzenleme, hem nafaka alacaklılarının ekonomik korunması hem de nafaka yükümlülerinin hakları açısından yeni dönemin sınırlarını belirleyecek.