Selin ardından kalan kirli su, çamur ve nem, sular çekildikten günler sonra da sağlık sorunlarına neden olabiliyor. Öğr. Gör. Sema Aykol Faikoğlu; güvenli su ve gıda tüketiminin, temizlik sırasında koruyucu ekipman kullanımının ve belirtiler geliştiğinde sağlık kuruluşuna başvurmanın önemini vurguladı.
Sel felaketlerinin ardından suların çekilmesi, sağlık açısından bütün tehlikelerin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Kirli su ve çamurla temas enfeksiyonlara zemin hazırlarken, su basan yapılarda devam eden nem de küf oluşumuna ve solunum şikâyetlerine neden olabiliyor.
İstanbul Rumeli Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdür Yardımcısı Öğr. Gör. Sema Aykol Faikoğlu, sel sonrasında temizlik çalışmalarına başlarken koruyucu önlemlerin ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti. Faikoğlu, günlük yaşama dönüş sürecinde içme suyunun güvenliğinden yaraların korunmasına kadar birçok konuda dikkatli olunması gerektiğini söyledi.
KİRLİ SU VE ÇAMUR MİKROORGANİZMA BARINDIRABİLİYOR
Sel suları, kanalizasyon atıkları ile insan ve hayvan dışkılarının karışması sonucunda çeşitli mikroorganizmalarla kirlenebiliyor. Bu suyun içilmesi veya temas ettiği gıdaların tüketilmesi, sindirim sistemi hastalıklarına yol açabiliyor.
Faikoğlu, kirlenmiş su ve yüzeylerin gözle fark edilemeyen mikroorganizmalar barındırabileceğini belirtti. İshal, kusma, karın ağrısı ve ateşin bu hastalıklarda görülebilen belirtiler arasında bulunduğunu ifade etti.
Sağlık risklerinin yalnızca sel sırasında ortaya çıkmadığına dikkat çeken Faikoğlu, temizlik aşamasında ve sonrasındaki günlük yaşamda da korunmanın önem taşıdığını vurguladı.
AÇIK YARALAR KİRLİ SUYLA TEMAS ETTİRİLMEMELİ
Kirli suyla temas, özellikle açık yaralar üzerinden enfeksiyon gelişme riskini artırabiliyor. Faikoğlu, enfekte hayvanların idrarıyla kirlenmiş su ve toprakla temasın leptospiroz gibi hastalıkların bulaşmasına neden olabileceğini söyledi.
Bu nedenle temizlik çalışmalarında su geçirmez eldiven, çizme ve uygun koruyucu giysi kullanılmasını önerdi. Yaraların temiz tutulması ve kirli suyla temasının önlenmesi gerektiğini belirtti.
Sel suyuna maruz kalan bir yarada kızarıklık, şişlik, ağrı veya akıntı gelişmesinin tıbbi değerlendirme gerektirdiğini de kaydetti.
BERRAK GÖRÜNEN SU HER ZAMAN GÜVENLİ DEĞİL
Sel sonrasında içme suyu ve gıda güvenliği, enfeksiyonlardan korunmada öncelikli konular arasında yer alıyor. Faikoğlu, suyun görünümünün tek başına güvenli olduğunu göstermediğini vurguladı.
Yetkili kurumların güvenli olmadığını bildirdiği suların tüketilmemesi gerektiğini söyleyen Faikoğlu, sel suyuyla temas eden veya güvenliğinden şüphe duyulan gıdaların da kullanılmaması gerektiğini ifade etti.
Ellerin temiz su ve sabunla yıkanmasını ise enfeksiyon riskini azaltan temel önlemler arasında sıraladı. Böylece yalnızca temizlik yapılan alanların değil, kişisel hijyenin de korunması gerektiğine dikkat çekti.
NEMLİ BİNALARDA KÜF SOLUNUM ŞİKÂYETLERİNİ ARTIRABİLİYOR
Su basan ev ve iş yerlerinde uzun süre devam eden nem, küf gelişmesine uygun ortam oluşturabiliyor. Küfler; alerjik reaksiyonlara, göz ve cilt tahrişine yol açabiliyor. Özellikle astımı bulunan kişilerde solunum yolu şikâyetleri artabiliyor.
Faikoğlu, küf oluşumunu önlemek için temizlik ve kurutma çalışmalarının geciktirilmemesi gerektiğini belirtti. Bu işlemlerin güvenli biçimde yürütülmesi ve uygun koruyucu ekipman kullanılması gerektiğini söyledi.
Elektrik tesisatı veya yapısal güvenlik açısından risk taşıyan alanlara ise gerekli kontroller tamamlanmadan girilmemesi uyarısında bulundu.
ATEŞ VE OLAĞAN DIŞI KAS AĞRILARI ÖNEMSENMELİ
Sel sonrasında gelişen sağlık şikâyetlerinin geçici bir rahatsızlık olarak görülmemesi gerektiğini belirten Faikoğlu; ateş, ishal, kusma, sarılık veya alışılmadık kas ağrıları durumunda sağlık kuruluşuna başvurulmasını önerdi.
Özellikle kirli suyla temasın ardından ortaya çıkan belirtilerin değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Nefes darlığı, bilinç değişikliği ve ciddi sıvı kaybı belirtilerinde ise acil yardım alınması gerektiğini vurguladı.
TOPLUM SAĞLIĞI İÇİN ALTYAPI VE SU DENETİMİ DE ÖNEMLİ
Faikoğlu, sel sonrası enfeksiyon risklerini azaltmanın yalnızca bireysel tedbirlerle sınırlı olmadığını belirtti. İçme suyu kaynaklarının denetlenmesi, kanalizasyon altyapısının güvenli hâle getirilmesi ve atıkların uygun biçimde uzaklaştırılmasının da önem taşıdığını ifade etti.
Sular çekildikten sonraki dönemde güvenli temizlik, su ve gıda kontrolü ile sağlık belirtilerinin zamanında değerlendirilmesi birlikte önem kazanıyor. Faikoğlu, doğru bilginin yaygınlaştırılması ve koruyucu önlemlerin gecikmeden uygulanmasının, afet sonrasında toplum sağlığını korumada belirleyici olduğunu vurguladı.
Kaynak: Kelam Haber Merkezi

