Adı henüz konulamayan nörolojik bir rahatsızlıkla mücadele eden İdil Gazioğlu, kendi sağlığını iyileştirme arayışıyla çıktığı yolda bütüncül sağlık koçluğu ve davranış değişimi uzmanı oldu. Ağır sağlık sorunlarına ve tıbbi araç bağımlılığına rağmen triatlon sporuna başlayan Gazioğlu, son olarak oğluyla birlikte Walchsee 70.3 Ironman yarışını tamamlayarak büyük bir ilham kaynağı haline geldi. Sağlıklı yaşamın katı kurallarla değil sürdürülebilir alışkanlıklarla mümkün olduğunu belirten Gazioğlu, iyileşme sürecindeki en büyük sırrının bahaneleri bir kenara bırakmak olduğunu ifade ediyor.
NÖROLOJİK HASTALIĞINI BÜTÜNCÜL SAĞLIK VE SPORLA AŞAN İDİL GAZİOĞLU’NUN İLHAM VEREN MÜCADELESİ
Henüz teşhisi konulamayan, ilerleyici bir nörolojik rahatsızlıkla yaşamak zorunda kalan İdil Gazioğlu, sağlık sorunlarının gölgesinde pes etmek yerine hayatını tamamen değiştirecek radikal bir karar aldı. Bazı organlarının çalışmadığı ve günlük yaşamını tıbbi destek araçlarıyla sürdürmek zorunda kaldığı bir dönemde kendisini iyileştirme yolculuğuna çıkan Gazioğlu, bugün bütüncül sağlık koçluğu ve triatlon başarılarıyla adından söz ettiriyor.
Yaşadığı çaresizlik duygusunu bilgi ve araştırmayla aşabileceğine inanan Gazioğlu, tıp dünyasına yardımcı olacak ve kendi yaşam kalitesini artıracak çözümler arayarak eğitime yöneldi.
HAYATINI DeĞİŞTİREN ARAYIŞ: “KENDİMİ İYİLEŞTİRMEK İSTEDİM”
Hastalığının getirdiği fiziksel sınırlamaların ve şiddetli ağrıların arttığı bir anda eşiyle birlikte sağlık kitaplarına yönelen İdil Gazioğlu, beslenme bilimini öğrenerek işe başladı. İlk olarak Bütüncül Sağlık Koçluğu diplomasını alan Gazioğlu, ardından dünyanın prestijli kurumlarından Cornell Üniversitesi’nde bitkisel beslenme üzerine uzmanlaştı.
Eğitim yolculuğunu çeşitli uluslararası seminerlerle zenginleştiren Gazioğlu, son olarak bireylerin bildiklerini hayata geçirebilmesini sağlayan Davranış Değişimi Uzmanlığı eğitimini başarıyla tamamladı.
“NE YAPMAMIZ GEREKTİĞİNİ BİLİYORUZ AMA UYGULAYAMIYORUZ”
Sağlıklı yaşamın önündeki en büyük engelin bilgi eksikliği değil, uygulama eksikliği olduğunu vurgulayan İdil Gazioğlu, davranış değişiminin kritik bir rol oynadığını ifade etti. İnsanların çoğunlukla ne yemesi veya ne yapması gerektiğini bildiğini ancak nereden ve nasıl başlayacağını bilemediğini belirten Gazioğlu, zihinsel dönüşüm sağlanmadan kalıcı sonuçlar alınamayacağının altını çizdi.
Katı diyet listelerinin ve tükenmek bilmeyen ağır antrenman programlarının hayatı zorlaştırdığını söyleyen uzman isim, önemli olanın temeldeki doğru mantığı anlamak ve bunu günlük yaşama sürdürülebilir bir şekilde entegre etmek olduğunu vurguladı.
KATI KURALLAR DEĞİL SÜRDÜRÜLEBİLİR ALIŞKANLIKLAR ÖNEMLİ
Sağlıklı bir yaşam sürdürmek için günün büyük bölümünü spor salonlarında geçirmeye gerek kalmadığını belirten Gazioğlu, kendi uyguladığı beslenme ve hareket rutinini açıkladı. Bitkisel ağırlıklı ve çeşitli bir beslenme modeli tercih ettiğini aktaran Gazioğlu, sporun da abartılmadan hayatın doğal bir parçası haline getirilmesi gerektiğini savundu.
Haftada iki ya da üç kez uyguladığı 20’şer dakikalık ağırlık antrenmanlarını temel kural olarak gören Gazioğlu, bunlara ek olarak haftada üç kez kısa yürüyüşler yaparak kardiyo ihtiyacını karşıladığını ifade etti.
AĞRILARA RAĞMEN OĞLUYLA BİRLİKTE IRONMAN YARIŞINI TAMAMLADI
Yaşadığı kronik ağrılara rağmen spor yapmayı bir yaşam biçimine dönüştüren İdil Gazioğlu, triatlon ve Ironman yarışlarına hazırlanmayı tercih etti. Yüzme, bisiklet ve koşudan oluşan triatlon disiplininde kendisini geliştiren Gazioğlu, kısa süre önce Avusturya’nın Walchsee kentinde düzenlenen 70.3 Ironman yarışına katıldı.
Oğlu ile yan yana mücadele ederek bu zorlu yarışı bitirmeyi başaran Gazioğlu, “Yarış bir gün ama yol her gün” diyerek, bu sürecin hem kronik ağrılarını hafiflettiğini hem de ruhsal anlamda kendisine çok iyi geldiğini dile getirdi.
SOSYAL MEDYADAKİ BİLGİ KİRLİLİĞİNE VE BAHANELERE DİKKAT
Dijital platformlarda sağlıklı yaşama dair ciddi bir bilgi kirliliği bulunduğunu hatırlatan Gazioğlu, yüksek takipçili hesapların her söylediğinin doğru kabul edilmemesi uyarısında bulundu. Okuyuculara her bilgiyi sorgulama ve arka planını araştırma tavsiyesinde bulundu.
Kendisini iyi hissetmeyen ve değişim arzulayan herkese seslenen Gazioğlu, değişimin “ama”sız ve bahanesiz isteklerle başladığını belirtti. Doktorların tedavisine destek olmak ve hayatı iyileştirmek için gerçekten istemenin yeterli olduğunu söyleyen Gazioğlu, bahaneler bir kenara bırakıldığında mucizelerin gerçekleşebileceğini ifade etti.
Teşhisi konulamayan ağır bir nörolojik rahatsızlığın gölgesinde başlayan bu mücadele, azim ve doğru bilgiyle birleştiğinde nelerin başarılabileceğini kanıtlıyor. İdil Gazioğlu’nun bütüncül sağlık, sürdürülebilir yaşam ve sporla yazdığı bu başarı hikayesi; katı kurallar yerine davranış değişimini odak noktasına alarak herkes için daha sağlıklı ve aktif bir yaşamın mümkün olduğunu gösteriyor.



