Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Erdoğan: Terörsüz Türkiye Süreci Stratejik Bir Devlet Vizyonudur

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Terörsüz Türkiye” sürecinin basit bir güvenlik politikasından ziyade, ülkenin yeni yüzyılına yön veren stratejik bir devlet vizyonu olduğunu açıkladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Terörsüz Türkiye" sürecinin basit bir güvenlik

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen Millî Güvenlik Konferansları açılış programında hayati mesajlar verdi. “Terörsüz Türkiye” sürecinin bir güvenlik politikasının ötesinde stratejik bir devlet vizyonu olduğunu belirten Erdoğan, sınır ötesi operasyonların Türkiye‘nin tepesine yerleştirilen cam tavanı parçaladığını vurguladı. Cumhurbaşkanı ayrıca siber tehditler, veri güvenliği ve yapay zekânın etik boyutlarına dikkat çekti.

KÜLLİYE’DE STRATEJİK HAFIZA MESAİSİ BAŞLADI

Ankara, devletin zirvesini ve güvenlik bürokrasisini bir araya getiren tarihi bir zirveye ev sahipliği yaptı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde organize edilen Millî Güvenlik Konferansları açılış programına katılarak küresel siber savaşlardan terörle mücadele konseptine kadar geniş bir yelpazede stratejik açıklamalarda bulundu. Konuşmasına vatanın bekası uğrunda can veren şehitlere rahmet, gazilere şükran dileyerek başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan; sınır boylarında ve ötesinde görev yapan asker, polis, jandarma, sahil güvenlik, korucu ve istihbarat mensuplarına teşekkür etti.

Talimatları doğrultusunda Millî Güvenlik Siyaset Belgesi’nin kurumlarca daha iyi idrak edilmesi amacıyla hazırlanan bu konferansları çok önemsediğini belirten Erdoğan, programın Türkiye’nin strateji hafızasını güçlendiren, kurumlar arası koordinasyonu pekiştiren ve modern tehditleri doğru okuyacak yetkin kadroların yetişmesine zemin hazırlayan kritik bir hamle olduğunu vurguladı.

“MİLLÎ GÜVENLİK KURULU ASLİ MİSYONUNA ODAKLANDI”

Devlet yönetiminde millî irade ve sivil siyaset merkezli gerçekleştirilen sessiz devrimin en büyük sembollerinden birinin Millî Güvenlik Kurulu’nun (MGK) yapısında yaşanan demokratik değişim olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, yapılan yasal düzenlemelerin kurumu daha etkin hale getirdiğini belirtti.

Geçmiş dönemlerdeki bürokratik hantallığa atıfta bulunan Erdoğan, “Bir zamanlar eğitim kurumlarında okutulacak yabancı dillerin tespitinde, sinema ve müzik eserlerinin denetiminde geniş bir alanda mesai harcamak zorunda kalan Genel Sekreterliğimiz, artık bu yüklerinden kurtulmuştur. Dikkatini ve enerjisini dağıtan bu işlerden kurtulup asli görevlerine odaklanmasını, ulusal güvenliğimiz bakımından çok kıymetli buluyorum. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin karar alma süreçlerine kazandırdığı avantajları kullanarak Türkiye’nin gücüne güç katmaya devam edeceğiz” dedi.

“IRAK VE SURİYE HAREKÂTLARI CAM TAVANI PARÇALADI”

Türkiye Cumhuriyeti’nin bu topraklarda kurulan ilk değil en son devlet olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, kurulan 16 devletin 2 bin 200 yılı aşan köklü bir maziye sahip olduğunu anımsattı. Ecdadın üç kıta yedi iklimde bayrak dalgalandırdığını, ebed müddet vasfının her zaman baki kaldığını ifade eden Erdoğan, 15 Temmuz ihaneti sonrasında yürürlüğe koydukları “terörü kaynağında yok etme” stratejisinin meyvelerini verdiğini aktardı.

Sınır ötesi operasyonların Türkiye’nin bağımsızlık ilkesini tüm dünyaya teyit ettiğini vurgulayan Erdoğan, güvenlik paradigmasındaki köklü değişimi şu sözlerle özetledi: “Millî güvenliğimiz riske girdiğinde gözümüzün hiçbir şeyi görmeyeceğini net bir şekilde ortaya koyduk. Irak ve Suriye harekâtlarımız, ülkemizin tepesine yerleştirilen cam tavanı parçalayarak, güvenlik paradigmamızda yeni bir dönemi başlatmıştır. Bugün kendi önceliklerimizle yürüttüğümüz Terörsüz Türkiye sürecimizin gerisinde bağımsız hareket edebilme kabiliyeti vardır. Terörsüz Türkiye süreci, bir güvenlik politikasının ötesinde ülkemizin yeni yüzyılına ilişkin stratejik bir devlet vizyonunun adıdır. İnşallah süreç başarıya ulaştığında iç cephemizi güçlendirmekle kalmayacak, milletimizin önünde yeni kapıların açılmasına vesile olacaktır.”

YAPAY ZEKÂ VE SİBER TEHDİTLERE KARŞI UYARI

Dünyada tehditlerin doğasının, savaş tekniklerinin ve ittifak ilişkilerinin hızla dönüştüğüne işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, artık enerji hatlarına yapılan saldırıların, bankacılık sistemini kilitleyen siber eylemlerin ve toplumsal bütünlüğü hedef alan dezenformasyon kampanyalarının doğrudan millî güvenliğin ana konusu haline geldiğini açıkladı. Muharebe sahalarında tank ve füzeler kadar yazılımların da belirleyici olduğunu söyleyen Erdoğan, yapay zekâ teknolojisine dair uyarılarda bulundu.

Yapay zekânın riskleri erken tespit etme gibi avantajları olsa da ciddi tehlikeler barındırdığını ifade eden Cumhurbaşkanı, “Yapay zekâ destekli dezenformasyon kampanyaları toplumsal psikolojiyi, sahte içerikler ise demokratik süreçleri zehirlemektedir. Gerçekle yalan arasındaki çizginin giderek kaybolduğuna şahit oluyoruz. Yapay zekâyı etik, hukuki, toplumsal ve stratejik boyutları olan bir güvenlik meselesi olarak ele almak ülkemiz için tercihten öte zorunluluktur. Veri altyapısını güvence altına alamayan bir ülke, ekonomik istikrarını ve vatandaşlarının mahremiyetini temin edemez” şeklinde konuştu.

“ÖZGÜRLÜK VE GÜVENLİK ARASINDA HASSAS DENGE”

Türkiye’nin harp sahalarını en iyi okuyan ve değişen paradigmalara en hızlı adapte olan ülkelerin başında geldiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayisinde yerli ve millî imkânları artırarak dışa bağımlılığı asgari seviyeye indirdiklerini kaydeti. Devlet mekanizmasını FETÖ benzeri tüm illegal sızıntılardan temizleyerek iç sabotajların önüne geçtiklerini anlatan Erdoğan, reform süreçlerinde özgürlük ve güvenlik dengesini çok hassas bir sınırda tuttuklarını beyan etti.

Büyük ve güçlü Türkiye’yi adım adım inşa ederken en büyük güç kaynağının milletin ezelî ve ebedî kardeşliği olduğunu söyleyen Erdoğan, maddi güç unsurlarının üzerinde yükseldiği bu toplumsal zemini, aile müessesesini ve şuurlu gençliği korumakta kararlı olduklarını belirterek konuşmasını noktaladı.

İlginizi Çekebilir