Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe’de gerçekleştirilen Kabine Toplantısı’nın ardından millete sesleniş konuşması yaptı. Gündeme dair makro gelişmeleri değerlendiren Erdoğan, ABD ve İran arasında varılan tarihi mutabakata Türkiye’nin sağladığı stratejik katkıları vurgulayarak, sürece yönelik olası sabotaj girişimlerine karşı uyarıda bulundu. Erdoğan ayrıca temmuz ayında Ankara’da düzenlenecek tarihi NATO zirvesine ve iç siyasetteki polemiklere dair sert mesajlar verdi.

”BÖLGEMİZ VE TÜM İNSANLIK ADINA BÜYÜK MEMNUNİYET DUYUYORUZ”
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki Kabine Toplantısı’nın ardından kameraların karşısına geçen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dış politikada yaşanan tarihi gelişmeleri etraflıca değerlendirdiklerini belirtti. İsrail’in tertip ve tahrikleriyle 28 Şubat’ta başlayan savaş durumunun ardından dün gece Amerika ve İran arasında çatışmaları sonlandırmaya dönük varılan mutabakatı memnuniyetle karşıladıklarını ilan eden Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
”Türkiye olarak, İran’a yönelik saldırıların ilk gününden itibaren daima sağduyuyu, serinkanlılığı ve diplomasiyi önceleyen bir tutum içinde olduk. Provokasyonlara gelmedik, hakkaniyeti elden bırakmadık. Kardeş ülkemiz Pakistan’ın arabuluculuğunda yürütülen çabalara Katar ve Suudi Arabistan ile birlikte çok güçlü bir destek verdik. Bizim de katkılarımızla varılan bu mutabakattan bölgemiz ve tüm insanlık adına büyük memnuniyet duyuyoruz. Mutabakatın kalıcı barışa giden yolu ardına kadar açmasını ümit ediyoruz.”
GERİLİMİ TIRMANDIRACAK EYLEMLERE KARŞI SABOTAJ UYARISI
Tarihi uzlaşı sürecinde hands-on diplomatik girişimlerin önemine değinen Erdoğan, imzalar atılana kadar geçecek sürenin kritik olduğunu hatırlattı. Barış ikliminden rahatsız olan çevrelerin sürece çomak sokmak isteyeceğini belirten Cumhurbaşkanı, “Ellerinde masumların kanı olan katliam şebekesinin açıklamalarını bunun işaretleri olarak görüyoruz. Dolayısıyla imzaların atılacağı güne kadarki süreçte gerilimi tırmandıracak her türlü söylem ve eylemden uzak durulması, sabotajlara karşı çok ama çok dikkatli olunması gerekmektedir. Türkiye bu süreçte de üzerine düşeni yapacaktır” diyerek kırmızı çizgileri çekti.
Hükümetin dış politika hamlelerini eleştiren muhalefet kanadına da çok sert sözlerle yüklenen Erdoğan, iç siyasetteki polemik siyasetini hedef aldı:
”Gözleri şahsi ikballeri dışında hiçbir şey görmeyenler bilsinler ki biz sizin Türkiye’ye hiçbir faydası olmayan polemik siyasetinizden yüz çevirdik. Siz dış politika gibi tecrübe, bilgi birikimi, omurga ve yerli-milli duruş gerektiren alanlarda ahkam kesmekten vazgeçin. Bunun yerine gidin koltuk peşinde koşun, salon kapmaca oynayın, en iyi bildiğiniz iş olan birbirinizin kuyusunu kazın. Biz sizden ihsan istemiyoruz, gölge etmeyin bu bize yeter.”

”ANKARA NATO ZİRVESİ GÜVENLİK MİMARİSİNİN YARINLARINA YÖN VERECEK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının son bölümünde 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde başkent Ankara’da gerçekleştirilecek olan kritik NATO Zirvesi hazırlıklarına değindi. Türkiye’nin 1952 yılından beri ittifakın en başat aktörlerinden biri olduğunu ve NATO’nun ikinci büyük kara ordusunu sevk ve idare ettiğini hatırlatan Erdoğan, kurumsal stratejiyi şu sözlerle özetledi:
”Geçmişte bazı görüş ayrılıkları yaşansa da on yıllardır NATO’nun Güneydoğu kanadının güvenliği büyük ölçüde ülkemize emanet edildi. Türkiye, terörizm gibi asimetrik tehditlere karşı ittifakta başat rol oynamaya devam edecektir. Gerek Türkiye’nin ittifak bünyesindeki konumu gerekse bölgemizde cereyan eden hadiseler Ankara zirvesine yönelik ilgiyi ve beklentileri artırıyor. Bu beklentilerin idrakiyle zirvenin NATO güvenlik mimarisinin yarınlarına yön verecek bir eşik olması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Şartlar ne olursa olsun her platformda ülkemizin çıkarlarını cesaretle savunacağız. Dikleşmeyeceğiz ama dik duruşumuzu da hiçbir zaman kaybetmeyeceğiz.”

