YSK’dan Flaş CHP Kararı: İptal Başvurusu Oy Birliğiyle Reddedildi

Yüksek Seçim Kurulu (YSK), istinaf mahkemesinin 'mutlak butlan' ilamına karşı CHP tarafından iletilen mazbata ve kongre geçerlilik taleplerini oy birliğiyle reddetti. Kararın ardından İYİ Parti lideri Dervişoğlu, görevden uzaklaştırılan Özgür Özel'e destek ziyaretinde bulunarak ortak mesaj verdi.

YÜKSEK Seçim Kurulu (YSK), Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36’ncı Hukuk Dairesi’nin tesis ettiği ‘mutlak butlan’ hükmüne yönelik Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tarafından ulaştırılan hukuki talepleri kabul etmeyerek geri çevirdi. YSK Başkanı Serdar Mutta, ana muhalefet partisinin sunduğu dilekçedeki istemlerin kurul üyelerinin ortak oyuyla reddedildiğini ilan etti.

​Yüksek Seçim Kurulu, CHP kurmaylarının adli itiraz gündemini masaya yatırmak üzere acil bir toplantı gerçekleştirdi. YSK Başkanı Serdar Mutta, yaklaşık 2 saat boyunca devam eden kurul değerlendirmesinin ardından kameraların karşısına geçerek kararı kamuoyuna aktardı. Başkan Mutta, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36’ncı Hukuk Dairesi’nin 21 Mayıs tarihinde imza attığı yargı kararı neticesinde CHP yönetiminin kurula resmi bir dilekçeyle müracaat ettiğini anımsattı. Söz konusu mahkeme ilamının ilgili bölge adliye mahkemesi dairesi vasıtasıyla dün gece saatlerinde UYAP sistemi üzerinden YSK veri tabanına ulaştırıldığını da sözlerine ekleyen Mutta; CHP tarafının istinaf mahkemesince verilen ihtiyati tedbir kararının icra edilmesinin fiilen ve hukuken imkansız olduğunu öne sürerek, 21 Eylül 2025 tarihli 22’nci Olağanüstü Kurultayı, 24 Eylül 2025 tarihli İstanbul İl Kongresi, 19 Ekim 2025 tarihli CHP İstanbul 39’uncu Olağan İl Kongresi ve 28-30 Kasım 2025 tarihlerindeki 39’uncu Olağanüstü Kurultay kapsamında icra edilen tüm seçim blokları ile 4-5 Kasım 2023 tarihindeki Olağan Kurultay’da görev alan delegelerin statülerinin Siyasi Partiler Kanunu kapsamında miadını doldurduğunu, dolayısıyla yeni seçilen delegeler eliyle yapılan kongrelerin ve il-ilçe seçim kurullarınca tanzim edilen mazbataların hukuken geçerli sayılması yönündeki tespit taleplerinin tamamının reddedildiğini bildirdi.

​Başkan Serdar Mutta açıklamasının devamında, “Yüksek Kurulumuz Başkanlığı’na Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36’ncı Hukuk Dairesi kanalıyla iletilen 21.05.2026 günlü, 2026’ya 32 esas sayılı resmi yazıya ilişkin olarak; genel hukuk mahkemelerince verilen kararların infazı ve icra süreçleri hakkında kurulumuza anayasal hükümler ve yasal mevzuatlar çerçevesinde tanınmış herhangi bir görev, misyon yahut yetki alanı bulunmadığından ötürü ilgili evrakın işlem tesis edilmeksizin gönderilen adrese iadesine oy birliği ile hükmedilmiştir” ifadelerini kullandı. Mutta, karara yönelik hukuki gerekçelendirmenin en kısa sürede ilan edileceğini de sözlerine ekledi. Kararın hemen ardından değerlendirmede bulunan CHP Lideri Özgür Özel, “Dün Sayın Kılıçdaroğlu’nun şahsımla iletişim kurmak adına arayacağı ya da aradığı yönünde bilgiler paylaşılmıştı. Ben de bu doğrultuda bugün öğle vaktinde kendisini arayarak dönüş yaptım. Fakat benim arama gerçekleştirdiğim esnada telefonuna ulaşılamıyordu. Bu sebeple aramızda herhangi bir diyalog ya da görüşme zemini oluşamadı” beyanında bulundu.

​Öte yandan, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36’ncı Hukuk Dairesi’nin tedbir kararı uyarınca CHP Genel Başkanlığı makamından geçici olarak uzaklaştırılan Özgür Özel’e destek vermek amacıyla CHP Genel Merkezi’ni ziyaret etti. Yaklaşık yarım saat süren ikili zirvenin bitiminde Özel ve Dervişoğlu basın mensuplarına ortak açıklamalarda bulundu. Özgür Özel, “Dün dünya demokrasi ve siyaset tarihine kara bir leke olarak geçecek nitelikte bir dış müdahale, bu memleketin ana muhalefet odağına, kurucu partisine ve yaklaşan genel seçimlerde iktidar bloğunun sandıkta deviremeyeceğini çok iyi anladığı bir siyasi güce karşı devreye sokulmuştur. Bu haksız ve hiçbir hukuki temeli olmayan operasyona ilk saniyeden itibaren en net demokratik refleksi veren, bugün yaptığı stratejik açıklamalarla meselenin sadece tek bir partinin iç işi olmadığını ortaya koyan, hepimizin üzerinde siyaset ürettiği meşru zemini dinamitlemeye çalışanlara karşı en kararlı duruşu sergileyen Sayın Dervişoğlu’na hem şahsım, parti kadrolarımız hem de Türk demokrasisinin geleceği adına kalbi şükranlarımı sunuyorum. Yargı gücünü haksız metotlarla yönlendirerek siyasi partilerin yönetim yapısını tayin etmeye yeltenenler karşılarında bizleri bulacaktır” dedi.

​GÖRÜŞME GERÇEKLEŞMEDİ

​Kemal Kılıçdaroğlu ile bir temas sağlayıp sağlamadığı ve MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin konuya ilişkin son çıkışları sorulan Özel, şu yanıtı verdi: “Dün akşam saatlerinde Sayın Kılıçdaroğlu’nun beni aramak istediği, aradığı yönünde haberler gelmişti. Tabii o an yaşanan olağanüstü yoğunluk ve hareketli takvimin içerisinde, sonradan bir belediye başkanı arkadaşımız da Sayın Genel Başkan’ın şahsımı aradığını teyit etti. Ben de bu doğrultuda bugün öğle saatlerine doğru kendisini arayarak geri dönüş sağladım. Ancak aradığım an telefonu kapalı konumdaydı, bu yüzden kendisiyle canlı bir görüşme gerçekleştiremedik. Şayet ilerleyen saatlerde telefonu açılır yahut kendisi yeniden bir arama yönlendirirse, dün de açıkça ifade ettiğim gibi elbette eski genel başkanımızla bir telefon istişaresi gerçekleştiririz. Fakat bizim bu hukuki girdaptaki siyasi pozisyonumuz ve duruşumuz, dün akşam düzenlediğimiz basın toplantısında ve arkasından genel merkez önüne bizi desteklemeye gelen inançlı kalabalığa yaptığımız hitabın sınırları ile kesin olarak çizilmiştir. Bunun ötesinde, Sayın Bahçeli’nin bugün yaptığı değerlendirmelerde, Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurumsal kimliğinin bu tarz tartışmaların içine çekilmemesi gerektiğine, bir butlan kararının hukuken doğru sonuçlar doğurmayacağına dair geçmişteki tespitlerinin ne denli isabetli olduğunu ve mevcut tablonun siyaseten ne kadar sevimsiz bir durum ortaya çıkardığını vurgulamasını biz de yakından ve dikkatle analiz ettik. Zaten bu mutlak butlan kararına karşı net pozisyon alan, bu sürecin ne CHP’ye ne de Türk siyasi yaşamına hiçbir olumlu katkı sunmayacağını açıkça beyan eden tüm sağduyulu açıklamalar fazlasıyla kıymetlidir. Davadan feragat edilmesi yönündeki tavsiye niteliğindeki önerinin asıl muhatabı ise doğrudan Sayın Kılıçdaroğlu’dur, o husustaki cevabı da bizzat kendisinin vermesi icap eder.”

​BABA OCAĞIMIZA SAHİP ÇIKMAYA DEVAM EDECEĞİZ

​Yaklaşan resmi bayram programında bir değişiklik olup olmadığı yönündeki soruya da açıklık getiren Özel, “Gündemimizde herhangi bir geri adım ya da esneme söz konusu değildir. Kararlı duruşumuz tam gaz devam etmektedir. Görevimizin başında, genel merkez binasındayız. Bizlere emanet edilen bu şanlı yuvaya, baba ocağına sonuna kadar sahip çıkmayı sürdüreceğiz. Önümüzdeki bayram süresi boyunca da hem buradaki nöbetimizi ve çalışmalarımızı yürüteceğiz hem de daha önceki takvimde kararlaştırıldığı biçimde siyasi partiler arası bayramlaşma protokollerimizi hem kendi ev sahipliğimizde hem de diğer partilerin genel merkez binalarında aynen icra edeceğiz” sözlerini sarf etti.

​ATANARAK GÖREVİ ÜSTLENMESİNİ BEKLEMEM

​İstinaf mahkemesi kararının Kemal Kılıçdaroğlu’na resmen tebliğ edildiğinin hatırlatılması üzerine Özel, çarpıcı ifadeler kullanarak şunları söyledi: “Karşımızdaki tablo, Adalet ve Kalkınma Partisi güdümlü yargı mekanizmasının tüm temel hukuk normlarını ayaklar altına alarak uyguladığı bir cerrahi operasyondur. Normal hukuki işleyişte ceza yargılaması süreçlerinin hukuk mahkemesi kararlarını bekleme zorunluluğu bulunmazken; hukuk mahkemelerinin ceza yargısı sonuçlarını beklemesi evrensel bir kaidedir. Hukuk yargılamasını yürüten istinaf dairesi, halihazırda devam eden ve iddiaların hukuken tel tel döküldüğü bir ceza davasının neticelenmesini, bırakın neticelenmesini kesinleşmesini dahi beklemeden aceleyle hareket etmiştir. Apar topar önlerine gelen bir dosyaya dayanarak ‘Orada bir davanın açılmış bulunmasını ben bu köklü partinin idari yapısını tepeden tırnağa değiştirmek adına kafi görüyorum’ tarzında bir yaklaşım sergilemesi siyasete yönelik açık bir müdahaledir. Bu tarz bir dayatmanın sonucunu meşru kabul etmek imkansızdır. Bizler CHP olarak ve bu ülkenin demokrasiye inanmış neferleri olarak bu kararı külliyen reddediyoruz. Böyle bir hukuki garabetin neticesinde, Sayın Kılıçdaroğlu gibi bir ismin kendi adına parti içi bir iktidar alanı devşirmesini yahut yeniden bir göreve atanma planı yapmasını kesinlikle beklemem. Bu partide defalarca demokratik kurultaylardan geçerek, hepimizin helal oylarıyla seçilip genel başkanlık koltuğuna oturmuş bir liderin, mahkeme kararıyla atanarak göreve gelmeyi içine sindireceğini hiç düşünmüyorum, bunu siyaseten de doğru bulmuyorum. Bu konudaki ilkeli pozisyonumuz ilk saniyeden beri son derece nettir.”

​DERVİŞOĞLU: 100 YILLIK PARTİYE KAYYIM, GARABETTİR

​İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ise adliye saraylarından çıkan karara sert eleştiriler yönelterek, “Burada sahneye konulan tüm bu uygulamaların, aslında yalnızca Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurumsal yapısını hedef almadığını, doğrudan Türk demokrasisine ve ülkedeki tüm yasal siyasi partilerin varlık zeminine yönelik yapılmış açık bir darbe teşebbüsü olduğu kanaatini taşımaktayım. 100 yıllık şanlı bir geçmişe sahip devasa bir siyasi organizasyona, böylesi bir mahkeme kararı marifetiyle vasi tayin etmeye yeltenmek, bir nevi kayyım idaresi dayatmaya çalışmak neresinden tutarsanız tutunuz tam bir hukuk garabetidir. Bu durum karşısında benden nasıl bir siyasi tavır takınmam bekleniyordu, doğrusunu isterseniz merak ediyorum. Bu denli haksız, hukuksuz ve anti-demokratik bir uygulamanın baş gösterdiği bir virajda, bütün bir ömrünü demokrasi mücadelesine ve milli iradeye adamış bir siyasetçiden, benim inancıma göre başka türlü bir reaksiyon beklenmesi zaten mümkün olamazdı. Bu vizyon doğrultusunda, öncelikle Sayın Genel Başkan’a böylesine kritik ve sancılı bir süreçte şahsıma gösterdiği samimi ilgi, alaka ve bizlerden esirgemediği kadirşinas duruşu için teşekkürlerimi iletiyorum. Kendisi her konuşmasının başında mevkidaşlık hukukumuzun ötesinde aramızda çok güçlü bir ağabey-kardeşlik ilişkisi bulunduğunu dile getiriyor. Ben de Özgür Özel gibi bir liderle bu denli omuz omuza ve yakın olmaktan ötürü büyük bir iftihar duyuyorum. Herkes öncelikle bu gerçeği aklına kazısın, bunun altını özellikle çiziyorum. Bizlerin arasındaki kardeşlik hukuku, rüzgara göre yön değiştiren sıradan bir bağ değildir” şeklinde konuştu.

​DEMOKRASİDEN AYRILMAYACAĞIZ

​Türkiye’nin mevcut idari süreçlerde çok ağır bir vesayet baskısı altında ezildiğini savunan Dervişoğlu, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Yaşanan bu olağanüstü gelişmeler ve atılan adımlar sakın ola sıradan siyasi hamleler yahut basit adli eylemler olarak görülmesin, algılanmasın. Bugünün Türkiye’sinde her türlü yapay yönetim modeli mevcut; otokrasiyi sonuna kadar yaşıyoruz, jüristokrasiyi iliklerimize kadar hissediyoruz, fakat gelin görün ki bir tek gerçek demokrasiyi göremiyoruz. Jüristokrasi kavramının anlamı malumunuz olduğu üzere yargıçlar oligarşisidir. Yani halkın hür iradesiyle şekillenen siyasi ve idari kararların, yargı bürokrasisi üzerinden işlevsiz ve geçersiz kılınmasının önünü açan, buna zemin hazırlayan despot bir bakış açısının ürünüdür. Bizler bu vesayetçi anlayışa asla boyun eğmeyeceğiz, diz çökmeyeceğiz. Öncelikle herkesin bunu çok iyi idrak etmesini istiyorum. Bir önceki ziyaretimde de açıkça beyan etmiştim; eğer günün birinde böyle bir hukuk dışı karar mekanizması devreye sokulursa, benim saf tutacağım yer hiç şüphesiz demokrasinin yanı olacaktır, millet iradesinin yanı olacaktır, Mustafa Kemal Atatürk’ün ilke ve inkılaplarıyla inşa ettiği Cumhuriyet’in sarsılmaz yanı olacaktır. Bu kararlı duruş çerçevesinde hem şahsım olarak hem partimizin kıymetli milletvekilleri ve kurmay kadrolarıyla hem de İYİ Parti’nin kurumsal kimliğiyle bu haklı süreçte sonuna kadar taraf olduğumuzu tüm kamuoyunun bilgisine bir kez daha sunuyorum. Şimdi bana sıkça sorular yöneltiliyor; takdir edersiniz ki bütünüyle belirsizlikler ve sisli senaryolar eşliğinde yürütülen bir süreçle karşı karşıyayız. Geçtiğimiz günlerde bir siyasetçi arkadaşımız bu gri tabloyu çok isabetli bir biçimde tanımladı, benim de çok hoşuma gitti, aynen aktarayım: ‘Adeta yoğun bir siste araba kullanıyor gibiyiz, 20 metre önümüzü dahi göremiyoruz.’ Fakat herkes çok iyi bilsin ve emin olsun ki; bizler değil 20 metre, bir tek metre önümüzü göremeyecek duruma dahi getirilsek; haktan, hakikatten, adaletten, gerçek demokrasiden ve mukaddes milli iradeden tek bir milim bile sapmayacağız.”

​ATANMIŞI KABUL ETMEM

​Dervişoğlu, eski CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun, kararın ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Bahçeli ile yüz yüze görüşmeler gerçekleştireceği yönündeki iddialara ilişkin ise şu sert ifadeleri kullandı: “Bu yöndeki iddiaları ve açıklamayı, Sayın Kılıçdaroğlu’nun yeni atanan parti sözcüsü ya da bizzat kendisinin bu iş için sözcü tayin ettiği şahıs kamuoyuna duyurdu. Şayet böylesine kritik, böylesine demokratik kırılmaların yaşandığı bir süreçte ilk planlanan hamle ve ziyaret rotası Sayın Cumhurbaşkanı ile Sayın Devlet Bahçeli’ye doğru olacaksa, o vakit durup şu can alıcı soruyu sormak gerekir: ‘Bu mevcut iktidar yapısı nasıl, neden ve kimlerin siyasi hamleleri sayesinde tam 25 yıldır kesintisiz biçimde devletin başında tutuluyor?’ Bu sorunun gerçek ve samimi yanıtının hem medyadaki analizci arkadaşlarımız hem de siyaset arenasındaki aktörler tarafından derinlemesine düşünülmesi icap eder. Yani karşımızda gerçekten çok trajik bir tablo var. Böyle bir kriz ortamında, bahse konu görüşmeler taraflarca çok arzulanıyor olsa dahi, bunu adeta kör göze parmak sokarcasına halkın gündemine taşımak, insanın geçmişte sahip olduğu ve kaybettiği demokratik değerlere bir daha asla kavuşamayacağı gerçeğini tesciller. Dolayısıyla sergilenen bu siyasi yaklaşıma bakarak, bugün Recep Tayyip Erdoğan’ın çeyrek asra ulaşan iktidar gücünün asıl can suyu kaynaklarının kimlerden ve hangi gizli ortaklıklardan beslendiğini de net bir biçimde tespit etmiş oluruz.” Dervişoğlu, ilerleyen günlerde bir talep gelmesi durumunda Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmeyi düşünüp düşünmeyeceği sorusuna ise, “Ben meşruiyetini ve gücünü doğrudan milletten almayan, sandıktan çıkmayan hiçbir figürü siyasi muhatap olarak kabul etmem. Mahkeme kararıyla atanmış hiçbir iradeyi tanımam” yanıtıyla sözlerini noktaladı.

​BAHÇELİEVLER’DE CHP İSTANBUL İL BAŞKANLIĞI TARAFINDAN YÜRÜYÜŞ DÜZENLENDİ

​İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, CHP İstanbul İl Başkanlığı’nın çağrısıyla yüzlerce vatandaşın katılım sağladığı geniş kapsamlı bir protesto yürüyüşü gerçekleştirildi. Haznedar semtinde toplanan kalabalığın başlattığı kortej yürüyüşü, sloganlar eşliğinde ilerleyerek Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda son buldu.

​CHP İstanbul İl Başkanlığı koordinesinde Bahçelievler’de organize edilen demokrasi ve iradeye saygı yürüyüşüne CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, parti ilçe başkanları, il ve ilçe yönetim kurulu üyeleri, çok sayıda partili ve ellerinde Türk bayrakları taşıyan vatandaşlar katıldı. Haznedar bölgesinden hareket eden kortej, geniş güvenlik önlemleri altında Bakırköy Özgürlük Meydanı’na kadar yürüdü. Söz konusu yürüyüş eylemlerinin eş zamanlı ve planlı olarak İstanbul’un 39 ilçesinin tamamında sokaklara taşınacağı bilgisine ulaşıldı.

​ATATÜRK’ÜN İZİNDE BİR YÜRÜYÜŞÜ HEP BİR LİKTE GERÇEKLEŞTİRDİK

​Meydanda toplanan kalabalığa hitaben coşkulu bir açıklama yapan CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, şu ifadeleri kullandı: “Bugün itibarıyla megakent İstanbul’un 39 ilçesinin tamamında, meydanlarda ve sokaklarda irademize sahip çıkmak adına büyük bir yürüyüş dalgası başlattık. ‘Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır ve o satıh bütün vatandır’ diyerek bu toprakların kaderini değiştiren ebedi liderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün açtığı aydınlık izde, o sarsılmaz inançla bir yürüyüşü hep birlikte hayata geçirdik. Anayasal düzene, hukukun üstünlüğüne ve sandık namusuna sahip çıkmak adına bu demokratik yürüyüşe omuz veren, katkı sunan bütün yurttaşlarımıza, sendikalarımıza ve tüm sivil toplum kurumlarına yürekten teşekkürlerimi borç bilirim. Sürecin ilk dakikasında net bir tespitte bulunmuştuk; demiştik ki: ‘Bu adaletsiz hamle, bu hukuk dışı operasyon asla sadece Cumhuriyet Halk Partisi’nin iç meselesi değildir; bu mesele topyekun bir memleket meselesidir, özgürlük ve demokrasi mücadelesidir’. Nitekim dünden bu yana buraya, Türkiye’nin dört bir yanından farklı kulvarlardaki siyasi partiler, emek örgütleri, sendikalar ve sivil toplum kuruluşları genel merkezimize, il başkanlığımıza ve ilçe binalarımıza yoğun destek ziyaretlerinde bulundular. Ziyaretimize gelen tüm o yapılar da ortaklaşa şu hayati gerçeği haykırdılar: ‘Bu mahkeme kararı halkın hür iradesine ve demokrasiye karşı yapılmış açık bir darbedir ve bizler bu sivil vesayetin, bu darbenin sonuna kadar karşısındayız’.”

Exit mobile version