Milyonlarca adayın geleceğini şekillendirecek olan Liselere Geçiş Sistemi (LGS) ve Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) için geri sayım başladı. Büyük maratona sayılı günler kala Yeditepe Üniversitesi uzmanları, öğrencilerin ve ebeveynlerin rehber edinebileceği hayati uyarılarda bulundu. Akademik birikimin yanı sıra doğru beslenme ve psikolojik dengenin sınav performansında doğrudan belirleyici rol oynadığı ifade edildi.
HAZİRAN AYINDA SINAV MARATONU BAŞLIYOR
Geleceğe adım atmaya hazırlanan milyonlarca öğrenci için büyük sınav dönemi resmen kapıya dayandı. Takvime göre Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki merkezi sınav 13 Haziran’da, üniversite kapılarını aralayacak olan Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) ise 20-21 Haziran tarihlerinde organize edilecek.
Sınav salonlarına girmeye hazırlanan adayların heyecanı zirve yaparken, Yeditepe Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Pınar Aylin Kaya ile Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Doç. Dr. Binnur Okan Bakır önemli açıklamalarda bulundu. Son virajda sakin kalmanın ve günlük düzeni korumanın net başarısı üzerindeki etkisine değinen uzmanlar, zihinsel hazırlık kadar bedensel sağlığın da korunması gerektiğini vurguladı.
DR. PINAR AYLİN KAYA: “KAYGIYI YOK ETMEYİN, YÖNETİN”
Sınav yaklaştıkça öğrencilerin yaşadığı stres dalgasına değinen Dr. Öğr. Üyesi Pınar Aylin Kaya, kaygının aslında insan beyninin ürettiği çok doğal bir alarm mekanizması olduğunu anlattı. Önemli bir dönemeç öncesinde gergin hissetmenin, odaklanma problemi yaşamanın ya da uykusuz kalmanın son derece olağan belirtiler olduğunu ifade eden Kaya, kaygının iki farklı boyutta (bilişsel ve bedensel) ortaya çıktığını söyledi.
Kaya, “’Ya başaramazsam?’, ‘Herkes benden daha çok ders çalıştı’ gibi olumsuz kalıplar işin bilişsel yani zihinsel boyutunu oluştururken; kalp çarpıntısı, ellerin terlemesi ve ağız kuruluğu gibi durumlar ise bedensel reaksiyonları tetikler. Ancak bilinmelidir ki belirli seviyedeki kaygı performansı baltalamaz, tam tersine motivasyonu canlı tutarak başarıyı artırır. Burada asıl amaç kaygıyı tamamen hayatımızdan silmek değil, onu yönetilebilir bir sınırda tutmayı başarmaktır” dedi.
SON GÜNLERDE RADİKAL DEĞİŞİKLİKLERDEN KAÇININ
Sınava az bir zaman dilimi kalmışken öğrencilerin sıfırdan yeni konular öğrenmek için kendilerini hırpalamamaları gerektiğini belirten Dr. Kaya, mevcut bilgileri pekiştiren hafif tekrarların çok daha sağlıklı olacağını söyledi. Günlük yaşam rutinini bozmanın zihni yoracağını ifade eden Kaya, planlı yaşamanın ve dinlenme saatlerine sadık kalmanın beyni sakinleştireceğini, kaliteli uykunun ise sınav başarısında en kritik anahtarlardan biri olduğunu dile getirdi.
Kaygının tavan yaptığı anlarda diyafram nefesi tekniklerinin harika bir kurtarıcı olduğunu aktaran Kaya, sınav salonuna yerleşirken alınacak birkaç derin nefesin bedenin gevşeme sistemini saniyeler içinde aktif hale getireceğini müjdeledi. Olumsuz düşüncelerin sorgulanması gerektiğinin altını çizen uzman, “’Bu sınavı geçemezsem mahvolurum’ fikrinin yerine ‘Bu sınav benim için çok önemli bir adım ama hayatımın tek ve nihai belirleyicisi değil’ şeklinde sağlıklı bir iç diyalog kurmak, omuzlardaki ağır baskıyı kuruşu kuruşuna hafifletecektir” ifadelerini kullandı.
SINAV SALONUNDA UYGULANACAK ALTIN STRATEJİLER
Kitapçıklar dağıtıldığında öğrencilerin heyecanını yatıştırmak adına ilk birkaç dakikayı sadece sakinleşmeye ayırmalarını tavsiye eden Dr. Pınar Aylin Kaya, zaman yönetimi için şu tüyoları verdi: “Soru kitapçığını ilk etapta hızlıca gözden geçirmek, sayfalara aşina olmak zamanı doğru yönetmek açısından büyük avantaj sağlar.”
Sınav esnasında bir anlık panikle gelen ‘bildiğim her şeyi unuttum’ hissinin son derece yaygın bir yanılsama olduğunu belirten Kaya, zorlanılan ya da takılınan sorularda inatlaşmayıp, o soruyu geçerek diğer sorulara odaklanmanın en doğru taktiksel hamle olacağını kaydetti.
AİLELERE “SONUÇ DEĞİL SÜREÇ” ÇAĞRISI
Süreç boyunca anne ve babaların sergilediği tutumların çocuklar üzerinde doğrudan ayna etkisi yarattığını ifade eden Kaya, ebeveynlerin başarı odaklı bir baskı ortamı yaratmaktan acilen kaçınmaları gerektiğini söyledi.
Sürekli sınav gündemiyle dönen bir ev ortamının stresi körükleyeceğini belirten Kaya, “Çocuklarımıza ‘Bu sınavı mutlaka kazanmalısın’ şeklinde hedefler koymak yerine, ‘Sen bu süreçte elinden gelen tüm çabayı gösterdin, bizim için bu gayretin fazlasıyla yeterli’ yaklaşımını sergilemek, onların sarsılan güven duygusunu yeniden ayağa kaldıracaktır” dedi.
DOÇ. DR. BİNNUR OKAN BAKIR: “DAHA ÖNCE DENEMEDİĞİNİZ BESİNLERİ TÜKETMEYİN”
Beslenme düzeninin zihinsel performansla doğrudan ilişkili olduğunu belirten Doç. Dr. Binnur Okan Bakır ise sınav öncesindeki kritik günlerde beslenme alışkanlıklarında ani ve radikal dönüşümler yapılmaması gerektiği yönünde uyardı.
Özellikle sınav gününe 3-4 gün kala dışarıda yemek yeme olayına son derece mesafeli yaklaşılması gerektiğini hatırlatan Bakır, “Olası bir besin zehirlenmesi riskine karşı, hijyeninden emin olunmayan yerlerde gıda tüketilmemeli. Vücudun nasıl bir reaksiyon vereceği bilinmeyen, daha önce hiç denenmemiş egzotik veya yeni besin maddeleri kesinlikle bu süreçte sofraya getirilmemelidir” uyarısında bulundu.
DENGELİ KAHVALTI VE DOĞRU SIVI TÜKETİMİ BAŞARIYI GETİRİR
İnsan beyninin ve odaklanma mekanizmasının eksiksiz çalışabilmesi için su tüketiminin hayati olduğunu aktaran Doç. Dr. Binnur Okan Bakır, öğrencilerin sınavdan önceki gün boyunca vücutlarını susuz bırakmamalarını, ancak sınav sabahı salonda tuvalet ihtiyacı baskısı yaşamamak adına aşırı sıvı yüklemesinden kaçınmalarını önerdi.
Sınav sabahı kahvaltı sofrasına mutlaka oturulması gerektiğini ifade eden Bakır, kan şekerinde ani dalgalanmalar yaratmayacak, enerjiyi uzun süre stabil tutacak kompleks karbonhidratların tüketilmesini istedi. Tam buğday ekmeği, çavdar, yulaf ezmesi ve taze mevsim sebzelerinin harika birer alternatif olduğunu söyleyen Bakır; anne ve babaların kahvaltı tabağına yumurta ve peynir gibi kaliteli protein kaynaklarını da mutlaka eklemesi gerektiğini belirtti.
AKŞAM ÖĞÜNLERİNDE HAFİFLİK ÖN PLANDA OLMALI
Büyük sınavdan bir önceki gece, akşam yemeğinin çok geç saatlere bırakılmaması gerektiğini hatırlatan Doç. Dr. Bakır, aşırı yağda kızartılmış, ağır soslu ve yüksek sodyum içeren tuzlu yiyeceklerin mideyi yorarak uyku kalitesini baştan aşağı bozabileceğini söyledi.
Sınav sabahına dinç, uykusunu tam almış ve zinde bir vücutla uyanmanın her şeyden daha değerli olduğunu vurgulayan Bakır, “Bu nedenle sınav öncesindeki son akşam yemeğinde olabildiğince hafif, sindirimi kolay ve dengeli bir menü tercih edilmelidir” diyerek sözlerini tamamladı. Uzmanlar, hem psikolojik hem de beslenme odaklı bu altın kurallara uyulduğu takdirde öğrencilerin potansiyellerini en üst seviyede sahaya yansıtacaklarını belirtiyor.

