Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, sosyal konut projelerinin yalnızca dar gelirli vatandaşları ev sahibi yapmadığını, aynı zamanda konut arzını artırarak kira fiyatlarının gerilemesine de katkı sunduğunu söyledi. Yılmaz, İzmir’de 21 bin 20 sosyal konut için kura çekimi yapıldığını açıkladı.
Cevdet Yılmaz sosyal konut açıklaması – Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bir dizi programa katılmak üzere geldiği İzmir’de, Ev Sahibi Türkiye İzmir Kura Çekiliş Töreni‘nde konuştu. Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’nın 500 Bin Sosyal Konut Projesi kapsamında İzmir’de inşa edilecek 21 bin 20 konut için kura çekimi gerçekleştirildi.
Törende konuşan Yılmaz, projeye yoğun ilgi gösterildiğini belirterek, Türkiye genelinde 5 milyondan fazla geçerli başvuru bulunduğunu, İzmir’de ise 221 bin 921 başvuru yapıldığını, bunlardan 195 binden fazlasının geçerli sayıldığını ifade etti. Kurada ismi çıkmayan vatandaşların üzülmemesi gerektiğini vurgulayan Yılmaz, sosyal konut hamlesinin uzun soluklu bir politika olduğunu ve etap etap devam edeceğini söyledi.
“Sosyal Konut Tüm Piyasaya Fayda Sağlıyor”
Sosyal konut projelerinin sadece hak sahiplerine değil, tüm topluma katkı sunduğunu belirten Yılmaz, konut arzı arttıkça kira piyasasında da rahatlama yaşanacağını dile getirdi. Türkiye’de her 100 kişiden 27’sinin kirada oturduğunu aktaran Yılmaz, özellikle kiracı vatandaşların ev sahibi olmasının sosyal adalet açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.
Yılmaz, “Sosyal konutun sayısını arttıralım ki insanımız hem daha uygun şartlarda ev sahibi olsun hem de konut arzı yükseldiği için kiralar gerilesin. Bu projeler yalnızca evi alanlara değil, genel anlamda fiyatları dengeleyerek tüm vatandaşlara fayda sağlıyor” dedi.
“Kentsel Dönüşüm Hayat Kurtaran Bir Zorunluluk”
Konuşmasında afet gerçeğine de dikkat çeken Yılmaz, İzmir ve Ege Bölgesi’nin aktif fay hatları üzerinde bulunduğunu hatırlatarak güvenli konut üretiminin ve kentsel dönüşümün ertelenemez bir ihtiyaç olduğunu söyledi. İzmir’deki yapı stokunun önemli bölümünün 2001 deprem yönetmeliği öncesinde inşa edildiğine işaret eden Yılmaz, bu tablonun dönüşümün ne kadar hayati olduğunu açık biçimde gösterdiğini kaydetti.
Kentsel dönüşümün bir tercih değil, doğrudan insan hayatını ilgilendiren zorunlu bir süreç olduğunu vurgulayan Yılmaz, hükümetin bu alanda yeni yasalar çıkardığını, Kentsel Dönüşüm Başkanlığı’nı kurduğunu ve hukuki sürecin hızlanması için yeni düzenlemeleri devreye aldığını söyledi.
TOKİ Vurgusu ve Deprem Bölgesi Mesajı
İzmir’de 2020 depreminden sonra TOKİ eliyle 5 bin 61 konutun kısa sürede tamamlanarak hak sahiplerine teslim edildiğini hatırlatan Yılmaz, 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından ise bölgede çok büyük bir yeniden inşa sürecinin yürütüldüğünü belirtti.
Deprem bölgesinde 455 bin yapının hak sahiplerine teslim edildiğini söyleyen Yılmaz, sadece konut değil; yol, köprü, tünel, hastane, okul, spor tesisi ve sanayi altyapılarının da yeniden inşa edildiğini aktardı. Bu süreçte 90 milyar doların üzerinde kaynak kullanıldığını belirten Yılmaz, Türkiye’nin siyasi istikrar ve güçlü planlama sayesinde bu yükü taşıdığını ifade etti.
“Tasarruf Ekonomisiyle Fonksiyonel Konutlar İnşa Ediyoruz”
Yeni sosyal konut anlayışında değişen demografik yapının dikkate alındığını belirten Yılmaz, artık daha çok 2+1 tipinde, daha işlevsel ve verimli projelerin öne çıktığını söyledi. Türkiye’de ortalama hane büyüklüğünün 3 kişiye gerilediğini, hanelerin yüzde 20’sinde tek kişinin yaşadığını hatırlatan Yılmaz, buna uygun ölçekte planlama yapıldığını kaydetti.
Yılmaz, “İsraf ekonomisi değil, tasarruf ekonomisi diyoruz. Kullanılmayan yapılar yerine daha etkili değerlendirilebilecek, fonksiyonel, enerji verimli, depreme dayanıklı ve sosyal donatıları güçlü projeler geliştiriyoruz” ifadelerini kullandı.
“İzmir Türkiye Yüzyılı’nın Lider Şehirlerinden Olmalı”
TOKİ’nin bugüne kadar Türkiye genelinde 1 milyon 757 bin konut ürettiğini ifade eden Yılmaz, İzmir’in potansiyeline rağmen bu dönüşümde geride kaldığını söyledi. İzmir’e bugüne kadar 175 milyar lirayı aşan yatırım yapıldığını belirten Yılmaz, 29 bin 333 konut, 219 köy evi, 122 bağımsız bölüm, 506 iş yeri, 33 ticari ünite ve 28 camiyle birlikte çok sayıda eğitim ve sağlık yatırımının kente kazandırıldığını aktardı.
İzmir’in Türkiye Yüzyılı’nda öncü şehirlerden biri olması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, şehrin sosyal adalet ve afet riskleri açısından kapsamlı bir dönüşüme ihtiyaç duyduğunu söyledi.
Yeşilay Açılışında ‘Bağımsızlık Yılı’ Mesajı
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, İzmir programı kapsamında İzmir İktisat Kongre Binası’nda düzenlenen İzmir Yeşilay Açılış Törenine de katıldı. Burada yaptığı konuşmada bağımlılığın bireyi, aileyi ve toplumsal yapıyı tehdit eden çok yönlü bir sorun olduğunu belirten Yılmaz, sağlıklı ve güçlü nesiller yetiştirmenin aynı zamanda bağımsız bir gelecek inşa etmek anlamına geldiğini söyledi.
2026 yılının Emine Erdoğan tarafından “Bağımsızlık Yılı” ilan edilmesini bu yaklaşımın güçlü bir yansıması olarak değerlendiren Yılmaz, bağımlılıkla mücadelenin ekonomik ve toplumsal bağımsızlık açısından da kritik önemde olduğunu ifade etti.
“Bağımlılığın Ekonomiye Maliyeti 78 Milyar Dolar”
Bağımlılıkla mücadelenin devlet politikası olarak çok boyutlu şekilde sürdürüldüğünü söyleyen Yılmaz, tütün, uyuşturucu, davranışsal bağımlılıklar ve yasa dışı bahis gibi alanlarda kapsamlı eylem planlarının yürütüldüğünü belirtti. Özellikle dijital bağımlılıkların öne çıktığını ifade eden Yılmaz, sigara bırakma polikliniklerinin sayısının 1400’ün üzerine çıkarıldığını söyledi.
Yeşilay’ın yayımladığı rapora göre sigara, alkol, kumar ve uyuşturucu bağımlılığının Türkiye ekonomisine maliyetinin 78 milyar dolara ulaştığını aktaran Yılmaz, bağımlılıklardan arınmanın kalkınma açısından da büyük önem taşıdığını vurguladı.
İftar Programında Ekonomi ve Enflasyon Mesajı
Cevdet Yılmaz, günün ilerleyen saatlerinde AK Parti Karşıyaka İlçe Başkanlığı’nın düzenlediği iftar programına da katıldı. Burada yaptığı konuşmada Türkiye’nin son 23 yılda kişi başına gelirde 3 bin 600 dolardan 18 bin doların üzerine çıktığını, ekonomik büyüklüğün ise 238 milyar dolardan 1,6 trilyon dolara yükseldiğini söyledi.
2025 itibarıyla Türkiye’nin dünyanın 16’ncı büyük ekonomisi haline geldiğini belirten Yılmaz, son yıllarda uygulanan ekonomi programıyla enflasyonun düşürülmeye çalışıldığını ve bu programın meyvelerinin önümüzdeki dönemde daha net görüleceğini ifade etti.
“Akaryakıttaki Artışın Yüzde 75’ini Biz Üstleniyoruz”
Bölgedeki jeopolitik gerilimlerin Türkiye ekonomisine etkisini azaltmak için tedbirler alındığını belirten Yılmaz, ABD-İsrail ile İran arasında tırmanan gerilimin bölgesel istikrarı tehdit ettiğini söyledi. Türkiye’nin diplomatik çabalarını sürdürdüğünü kaydeden Yılmaz, ekonomik etkileri sınırlamak amacıyla akaryakıt fiyatlarındaki artışın önemli kısmının devlet tarafından üstlenildiğini belirtti.
Yılmaz, “Cumhurbaşkanımızın kararıyla akaryakıtta her 10 liralık artışın 7,5 lirasını vergiden vazgeçerek biz karşılıyoruz. Bu adım hem vatandaşın yükünü hafifletmek hem de enflasyon görünümünü korumak açısından önemli” dedi.
“Bu Ülke Deneme Tahtası Değildir”
Konuşmasının sonunda liderliğin ve tecrübeli kadroların önemine dikkat çeken Yılmaz, Türkiye’nin zorlu bölgesel koşullarda güçlü yönetim anlayışıyla hareket ettiğini söyledi. Bu dönemde ülkenin tecrübesiz kadrolara teslim edilemeyeceğini belirten Yılmaz, Türkiye’nin bölgesel krizleri yönetebilecek siyasi irade ve kurumsal kapasiteye sahip olduğunu ifade etti.

