Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sorunlu fonlara ilişkin kurumların koordinasyon içinde çalıştığını açıkladı. Şimşek, alınan tedbirler ve güçlenen makroekonomik temeller sayesinde gelişmelerin finansal sistem ile reel ekonomiye etkisinin sınırlı kalacağını söyledi.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sorunlu fonlar ve Türkiye ekonomisinin mevcut görünümüne ilişkin açıklamalarda bulundu.
Sosyal medya hesabından değerlendirme yapan Şimşek, ilgili kurumların sorunlu fonlarla ilgili çalışmalarını koordinasyon içinde ve titizlikle sürdürdüğünü belirtti. Yatırımcıların haklarının korunması ve mümkün olan en kısa sürede ödeme yapılabilmesi için gerekli adımların atıldığını ifade etti.
Şimşek ayrıca, Türkiye ekonomisinin zorlu küresel koşullar ve savaş ortamına rağmen dayanıklılığını koruduğunu savundu. Bakan, makroekonomik göstergelere ilişkin çeşitli oranları da paylaşarak finansal sistemin güçlendirilmesine yönelik tedbirlerin devam ettiğini kaydetti.
SORUNLU FONLARLA İLGİLİ ÇALIŞMALAR SÜRÜYOR
Bakan Şimşek, sorunlu fonlarla ilgili yürütülen sürece ilişkin olarak kamu kurumlarının koordinasyon içinde hareket ettiğini açıkladı.
Yatırımcıların mümkün olan en kısa sürede ve en yüksek düzeyde ödeme alabilmesi için gerekli adımların atıldığını belirten Şimşek, hukuki sürecin de devam ettiğini ifade etti.
Şimşek, Adalet Bakanlığı’nın yatırımcıların haklarının korunması ve sorumluluğu bulunan kişilerin hesap vermesi amacıyla hukuki süreci kararlılıkla yürüttüğünü söyledi.
“EKONOMİMİZİN DAYANIKLILIĞI DEVAM EDİYOR”
Şimşek açıklamasında, küresel ekonomik koşullara ve savaş ortamına da değindi.
Türkiye ekonomisinin dayanıklılığını koruduğunu belirten Bakan Şimşek, yüksek emtia fiyatlarına rağmen enflasyondaki düşüşün sürdüğünü ifade etti.
Ekonomik büyümeye ilişkin değerlendirmesinde ise Türkiye’nin büyümesinin ticaret ortaklarının yaklaşık iki katı seviyesinde olduğunu kaydetti.
Şimşek, cari açığın milli gelire oranının yüzde 2,6 seviyesinde bulunduğunu ve bu oranın sürdürülebilir olduğunu belirtti.
DIŞ FİNANSMAN VE BORÇ VERİLERİNİ PAYLAŞTI
Bakan Şimşek, Türkiye’nin dış finansman ve borç göstergelerine ilişkin verileri de kamuoyuyla paylaştı.
Buna göre, uzun dönem ortalaması yüzde 20 olan brüt dış finansman ihtiyacının gayrisafi yurt içi hasılaya oranının yüzde 16 seviyesinde olduğunu belirtti.
Şimşek ayrıca, brüt dış borcun milli gelire oranının yüzde 32 düzeyinde bulunduğunu açıkladı.
Bu oranın, uzun dönem ortalaması olan yüzde 44,5’in altında olduğuna dikkat çekti.
BÜTÇE AÇIĞI VE KAMU BORCUNA DİKKAT ÇEKTİ
Açıklamasında kamu maliyesine ilişkin göstergelere de yer veren Şimşek, bütçe açığının milli gelire oranının yaklaşık yüzde 3 seviyesinde olduğunu ifade etti.
Bakan Şimşek, bu oranın gelişmekte olan ülkeler ortalamasının yaklaşık yarısına karşılık geldiğini söyledi.
Kamu borcunun GSYH’ye oranının ise yüzde 22 seviyesinde bulunduğunu belirten Şimşek, bu oranın gelişmekte olan ülkelerdeki seviyenin yaklaşık üçte biri olduğunu kaydetti.
“ETKİLERİN SINIRLI KALMASINI SAĞLAYACAK”
Şimşek, uygulanan ekonomi politikaları ve alınan tedbirlerin mevcut gelişmelerin finansal sistem ve reel ekonomi üzerindeki etkisini sınırlamayı amaçladığını belirtti.
Güçlendirilen makroekonomik temellerin ve atılan adımların bu süreçte önemli rol oynayacağını ifade eden Şimşek, sermaye piyasalarına ilişkin de değerlendirmede bulundu.
Bakan Şimşek, alınan tedbirlerle sermaye piyasalarının daha güçlü, sağlıklı ve dayanıklı bir yapıya kavuşacağını söyledi.
FİNANSAL PİYASALAR İÇİN TEDBİRLER SÜRECEK
Şimşek’in açıklamalarında öne çıkan başlıklardan biri de sermaye piyasalarının mevcut durumu oldu.
Bakan, sorunlu fonlarla ilgili hukuki ve idari çalışmaların sürdürülürken aynı zamanda finansal sistemin genel dayanıklılığının korunmasına yönelik adımların devam edeceğini ifade etti.
Yatırımcıların haklarının korunması, ödemelerin mümkün olan en kısa sürede yapılması ve sermaye piyasalarının daha sağlıklı bir yapıya kavuşması, Şimşek’in açıklamasında öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.
Şimşek’in paylaştığı verilere göre hükümet, mevcut küresel ve finansal koşullara rağmen makroekonomik dengelerin korunacağını ve alınan tedbirlerle finansal sistem üzerindeki olası etkilerin sınırlı tutulacağını öngörüyor.

