1300 Yıllık Figürlü Ekmekler Gün Yüzüne Çıkıyor

Karaman’daki Topraktepe Antik Kenti kazılarında bulunan, biri Hz. İsa figürlü 1300 yıllık 5 kömürleşmiş somun ekmeğin restorasyonu Ankara’da tamamlandı. Erken Hıristiyan ritüellerinde kullanıldığı belirlenen ekmekler, Anadolu’nun en iyi korunmuş örnekleri arasında yer alıyor ve yakında ziyaretçilerle buluşacak.

Karaman’daki Topraktepe Antik Kenti’nde bulunan 1300 yıllık, figür ve bezemelerle süslü 5 kömürleşmiş somun ekmeğin restorasyonu Ankara’da tamamlandı.

Karaman’da yapılan arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılan, biri Hz. İsa figürlü olmak üzere farklı bezemelere sahip 1300 yıllık 5 kömürleşmiş somun ekmeğin konservasyon ve restorasyon süreci, Ankara’da yürütülen 2 yıllık çalışmanın ardından tamamlandı. Ekmeklerin, yakın zamanda ziyaretçilere sunulması planlanıyor.

Karaman’daki Topraktepe (Eirenepolis) Antik Kenti kazılarında 2023 yılında, M.S. 7 ve 8’inci yüzyıllara tarihlenen kömürleşmiş ekmekler bulundu. Buluntular, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Ankara Restorasyon ve Konservasyon Bölge Laboratuvarı’na teslim edildi. Yaklaşık 1300 yıllık ekmeklerin konservasyon ve restorasyonu, iki yıllık titiz bir çalışmanın ardından tamamlandı.

Somunlardan birinde, Yunanca ‘Kutsal İsa’ya şükranla’ ifadesinin yer aldığı yazıt ile geleneksel Pantokrator tasvirlerinden farklı olarak ‘Ekici’ ya da ‘Çiftçi İsa’ şeklinde betimlenmiş Hz. İsa figürü tespit edildi. Diğer 4 ekmekte ise yüzeyde Malta haçı formunda baskı bezemeler bulundu. Erken Hıristiyan ritüellerinde kullanılan süslü arpa somunları (komünyon) olduğu belirlenen ekmeklerin, Anadolu’da bugüne kadar ele geçen en iyi korunmuş örnekler arasında yer aldığı bildirildi. Yangın ya da yüksek ısıya maruz kalarak karbonlaşan ve şekillerini koruyan ekmekler, uzmanların çalışmalarıyla sergilenebilir hale getirildi.

‘Figürlü Ekmeklere İlk Kez Rastlandı’

Ankara Restorasyon ve Konservasyon Bölge Laboratuvarı Müdürü Kimyager Mustafa Cengiz Özduygulu, ekmeklerin analizlerinin Atom Enerjisi Kurumu’nda yapıldığını belirterek, “Bu ekmeklerin tılsım amaçlı kullanılmış olabileceğini değerlendiriyoruz. Buğday ve çavdar ekmeklerinin tahıl siloları içinde atılı halde bulunması, bereketi artırmak ya da nazardan korunmak amacıyla konulmuş olabileceklerini düşündürüyor. Mayasız ve kalıba basılarak üretilmiş bu ekmeklerde figür bulunması, bugüne kadar rastlanmayan bir durum. Daha önce hiçbir yayında benzerine rastlamadık. Bu nedenle, eserlerin korunması için kapsamlı bir Ar-Ge çalışması yürüttük ve 2 yılın sonunda sağlamlaştırarak ziyaretçiye sunulmasını sağladık” dedi.

‘Ekmeği Kendi Neminde Koruduk’

Restoratör Konservatör İlknur Elyıldırım ise kazı alanının ilk etapta fırın sanıldığını, ancak daha sonra tahıl ambarı olduğunun anlaşıldığını belirterek, “Kazı sırasında ne olduğu anlaşılamayan parçalar, bilinçli bir şekilde topraklarıyla ve nemli halde bize ulaştırıldı. Yapılan analizler sonucunda bunların ekmek olduğu belirlendi. Türkiye’de ve yurt dışında benzer bir çalışmaya rastlamadık. Ekmekleri kendi neminde muhafaza ederek uzun süre izledik, malzemeler üzerinde testler yaptık. Yaklaşık 2 yıl süren bu çalışmanın sonunda hangi yöntemle müdahale edilmesi gerektiğini netleştirdik ve konservasyon ile restorasyonu tamamladık” diye konuştu.

Exit mobile version